Uzun bir yolculuğun ardından bacaklarda bir şişlik, merdiven çıkarken ani bir nefessizlik, göğsünüzün ortasında bir türlü anlam veremediğiniz bir sıkışma… Çoğumuz bu tür şikâyetleri “yorgunluktur, geçer” diyerek geçiştiririz. Oysa bazen vücut bize fısıltıyla değil, çığlıkla bir tehlikeyi haber vermektedir. O tehlikenin adı “pulmoner emboli”; yani halk arasında bilinen haliyle “akciğer embolisi”.

Pulmoner Emboli Aslında Nedir?

Basitçe anlatmak gerekirse; vücudumuzun herhangi bir toplar damarında, özellikle de bacak toplar damarlarında oluşan bir kan pıhtısının yerinden kopup kan akımıyla birlikte akciğer damarlarına kadar gitmesi ve orayı tıkamasıdır.

Akciğerlerimiz soluduğumuz havadaki oksijeni tüm vücuda dağıtan bir istasyon gibi çalışır. Bu istasyona giden yol bir pıhtıyla tıkandığında oksijen dengesi bozulur, eğer pıhtı da büyük ise kalp olduğundan çok daha fazla çalışmak zorunda kalır ve tablo birkaç dakika içinde hayati tehlikeye dönüşebilir.

Çoğu zaman hikâyenin başladığı yer akciğer değildir. Suç mahalli aslında bacaklardır. “Derin ven trombozu” adını verdiğimiz, bacak damarlarındaki pıhtılaşma, pulmoner embolinin en sık tetikleyicisidir.

Hangi Belirtiler Bizi Uyarır?

Pulmoner emboli bazen sinsi, bazen de kapıyı birden tekmeleyerek girer. Şu belirtiler karşısında zaman kaybetmemek gerekir:

– Sebebini açıklayamadığınız, ani başlayan nefes darlığı

– Derin nefes aldıkça ya da öksürdükçe artan göğüs ağrısı (özellikle batma şeklinde)

– Durduk yere başlayan çarpıntı

– Öksürükle birlikte kan gelmesi

– Baş dönmesi, göz kararması, bayılma hissi

– Tek bir bacakta şişlik, ısı artışı, kızarıklık veya ağrı

Bu belirtiler; uzun bir uçak yolculuğundan sonra, büyük bir ameliyat geçirdikten sonra, uzun süreli yatak istirahatinin ardından ya da kanser tedavisi alan birinde ortaya çıktıysa, “beklesek de geçer mi” diye düşünmeden hastaneye başvurmak gerekir. Çünkü pulmoner embolide kazanılan her dakika hayattır.

Kimler Daha Fazla Risk Altında?

Aslında hiç kimse tamamen güvende değildir; ama bazı durumlar riski belirgin şekilde artırır. Uzun süre hareketsiz kalmak (uzun yolculuklar, yatak istirahati), yakın zamanda geçirilmiş ameliyatlar, kanser tanısı ve tedavisi, hamilelik ve doğum sonrası ilk haftalar, doğum kontrol hapı ya da hormon tedavisi kullanımı, obezite, sigara, ileri yaş ve ailede pıhtılaşma eğilimi olması bunların başında gelir.

Korunmak Aslında Hiç Zor Değil

İyi haber şu: pulmoner emboli büyük ölçüde “önlenebilir” bir hastalıktır. Uzun yolculuklarda saatte bir ayağa kalkıp birkaç adım atmak, bol su içmek, bacakları sık sık hareket ettirmek çok basit ama hayat kurtaran alışkanlıklardır.

Ameliyat sonrası dönemde doktorun önerdiği pıhtı önleyici iğne ya da ilaç tedavisini aksatmamak, risk grubundaysanız varis çorabı kullanmak, düzenli yürüyüş yapmak, sigaradan uzak durmak ve kilonuzu kontrol altında tutmak koruyucu etkilerin en güçlüleridir.

Son Söz

Pulmoner emboli, zamanında fark edildiğinde tedavi edilebilen; ama gözden kaçtığında en ağır bedeli ödetebilen bir hastalıktır. “Biraz nefesim daraldı, dinlenirsem geçer” cümlesi, bazı durumlarda hayatımızla aramıza giren en tehlikeli cümledir. Vücudumuzun gönderdiği sinyalleri ciddiye almak, hem kendimize hem de sevdiklerimize verebileceğimiz en değerli armağandır.

Sağlıkla ve nefes almanın kıymetini bilerek kalın.

Yorum yok

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir